
Son zamanlarda okulumu bitirmekle meşgul olduğum için buralara pek uğrayamadım.
Bazen bir şeyleri yoluna koymaya çalışırken sevdiğiniz ne varsa bir kenara itmek zorunda kalabiliyorsunuz. Yepce’de onlardan biriydi, fakat sonunda işleri yoluna koydum ve tekrar kaldığım yerden düşüncelerimi ve analizlerimi paylaşmaya devam edeceğim, ta ki askere gidene kadar… :)
Birkaç gündür üzerine bol bol düşünme fırsatı bulduğum bir düşünce vardı. Yazmak istedim fakat yeteri kadar hevesim olmadığı için beklemeye karar verdim. Şimdi buradayım ve en azından konu hakkında yazabilecek ve çözümleyebilecek kadar heyecanım var.
***
Sabah kalktığımızda veya gece yatağa girmeye hazırlanırken aklımızda hep ya gelecek vardır ya da geçmiş…
Geçmişi iyi olan bir insan bile çoğu zaman ondan bahsederken hüzünlendiğinin farkına bile varmaz. Gelecek tamamen ayrı bir ikilemdir ki onu neden bu kadar beklediğimizi anlamayız bile…
Demek istediğim geçmişi ve geleceği aynı düzlem üzerinde düşünürsek aslında aralarında pek de büyük bir farkın olmadığını görebiliriz. Hayatlarımızı 1 ile 10 arasında bir puanlama sisteminde yaşadığımızı hayal edersek. Geçmiş 4 puan ise, gelecek ya 5 olacaktır ya da buna yakın bir değer… Elbette büyük sıçrayış gerçekleştirebilen insanlar veya büyük travmalar geçiren insanlar için daha farklı olabilir ama genel olarak bu böyle olacaktır.
Bugün sahip olduklarımıza ne eklersek ekleyelim veya elimizdekileri son damlasına kadar kaybedelim; hayatınız eğer 4 puanda ise kazanılan veya kaybedilene bakılmaksızın hayatınız o seviyelerde seyredecektir.
Peki neye dayanarak bu çıkarımları yapıyorum?
Bir insanın geleceği bakış açısı, hayalleri, gerçekleri ve geçmişten alınan dersler bu çıkarımda baş rolü oynuyor.
Mesela, geleceğe bakış açılarına göre insanları kategorilere ayıralım.
1- Kötümser: Onlar için hayat hiçbir zaman yeteri kadar iyi olmayacaktır.
2- Normal: Onlar için hayat her türlü süprize açıktır.
3- İyimser: Onlar için ise her şey mükemmeldir ve gelecekte mükemmel olacaktır.
Hayalleri ve gerçekleri açısından insanları kategorilere ayırırsak;
1- Hayallerini ve gerçeklerini tanımlayamayanlar ki onlar her zaman başıboş olduklarını hissederler ve elbette kötümser olurlar.
2- Hayallerini bilen ve gerçeklerini yaşayan insanlar ki onlar için hayat dalgalı bir deniz gibidir.
3- Hayallerini ve gerçeklerini beraber yaşamayı öğrenenler. Onlar ilk önce hayal kurup onu gerçekliği haline getirenlerdir.
Geçmişe bakış açılarına göre de insanları 3′e ayıralım.
1- Tatmin olmadığını düşündüğü bir geçmiş geçirenler…
2- Hayatı ortalama yaşamış olanlar…
3- İyi bir geçmişi olanlar…
Gördüğünüz gibi her insan tipinin (kötümser, normal, iyimser) kendine göre düşünce yapıları var. Peki bu yapılar içinde en iyisi hangisi?
Çoğunuz iyimser için mükemmel seçim diyeceksinizdir, çok azınız kötümser ve normal olanı seçecektir ve bu seçimlerin hiçbiri bana göre doğru seçim olmayacaktır.
Neden sadece iyimser, kötümser veya normal bir insan olalım ki? Şimdi diyeceksiniz insan niye kötümser olmayı seçsin, bazısı bunu seçemez zaten kötümserdir bazısı ise senaryoya göre kendini kötümser hissetmeyi seçer. Bu başka bir konu…
Konumuza dönersek; mesela ben hayatımda geleceğe bakış açısı olarak normal bir insan olmayı seçtim (nede olsa hayat gerçekten süprizlerle dolu.), hayallerimi ve gerçeklerimi beraber yaşamayı seçtim (bu konuda iyimserlik işime yarar diye düşünüyorum ve o yüzden hayal kurmayı 1 sn. dahi bırakmıyorum.) ve tatimin olmadığımı düşündüğüm bir geçmişim olduğunu düşünüyorum. (Bu demek değildir ki ben yaşadıklarımdan memnun değilim veya şükretmiyorum. Bu demektir ki benim geleceğim, geçmişime nazaran daha iyi olmalıdır.)
Gördüğünüz gibi sadece iyimser olmak hayatı biraz hafife almak olacaktır.
Sadece kötümser olduğumuzda ise hayat bize hiçbir zaman istediklerimizi veremeyecektir çünkü çoğu zaman vazgeçmeye meyilli olacağızdır.
Normal olmak ise ayrı bir derttir. Hayat yedisinde neyse yetmişinde de öyle olacaktır.
Hayatımızı önümüze gelen durumlara göre değerlendirerek yaşamak en mantıklı seçenektir. Biraz iyimser, biraz kötümser ve birazcık da normal insanlar gibi davranırsak yani dengeli bir hayatı kendimize doğru çekebilirsek, başarılı bir hayat yaşadık diyebiliriz ve puanlama sistemimizde istediğimiz noktalara gelebiliriz diye düşünüyorum.
Her insan mutlu olamaz…
Çünkü; gereğinden fazla özler dünü,
Hak ettiğinden fazla düşünür yarını…
Ve… hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü…Her insan mutlu olamaz…
Çünkü; gereğinden fazla özler hayatından çıkanları
Hak ettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri
Ve asla göremez yanı başındakileri…Erich Fromm
Eğitimli insanların dokuz düşüncesi vardır:
1. Baktıklarında berrak görmeyi düşünürler,
2. Dinlediklerinde, iyi duymayı düşünürler,
3. Görünüşleri bakımından sıcak olmayı düşünürler,
4. Davranışlarında saygılı olmayı düşünürler,
5. Konuşmalarında doğru olmayı düşünürler,
6. İşlerinde ciddi olmayı düşünürler,
7. Kuşkuya düştüklerinde soruları nasıl soracaklarını düşünürler,
8. Öfkelendiklerinde sorunları düşünürler,
9. Kazancı gördüklerinde adaleti düşünürler…
Konfüçyüs


















{ 2 comments… read them below or add one }
Evet çok güzel bir yazı olmuş eline sağlık yaşamımızın her anında dengeli olmalıyız ve şunuda göz ardı etmemeliyiz.
”Geçmişin gölgesinde kalmadan yavaş yavaş,geleceğe gözünüzü dikeceksin geçmişten ders alarak, unutmadan, özlemin giderek artacak ama geleceğe umutla bakarak”.
Teşekkürler Erhan… Zamanı kıstas aldığımızda durum bu şekilde oluyor diye düşünüyorum. Bir adım dahi atmak istesek, o adımın nasıl atacağımızı düşünmeden önce neden atmamız gerektiğini bilmemiz gerekir… Yani hayalleri gerçeğe dönüştürmek için geçmişi iyi analiz edip geleceğe daha emin bir şekilde yürümeliyiz.