Tutulma Üzerine

Yazar: Y.Ercan Payidar Tarih: 15/08/2010

in Yazılar ve Makaleler

Tutulma Üzerine

Dün sabah çok erken saatlerde uyandım.

Meğer sana uyanmışım.

Hayatımın kadınına, beni aşkıyla büyütecek o güzel aydınlığa…

***

Yavaşça uykumun ağırlığını bir köşeye bıraktım ve yatağımdan kalktım. Her zamanki rutinimi tamamladıktan sonra televizyonun sesini kısıp bilgisayarımda bir şeylere baktım. Bir yandan aklımda öğleden sonra yapacaklarım vardı bir yandan da akşam arkadaşlarla nereye gitsek diye düşünüyordum.

Saat 12.30 gibi evden çıkmaya karar verdiğimde daha nereye gideceğimi bilmiyordum. Sağda solda oyalanırım diye düşündüm. Sonra da seninle buluşacağımız yere giderdim. Kararımı sorgulamadan evden çıktım her zaman arkadaşlarla buluştuğumuz yere gittim, bir çay ardından birkaç sade kahve içtikten sonra kendime gelmeye başlamıştım.

Acele eder gibi görünmemeye çalışarak sana doğru gelmeye başladım. Adımlarımı sayma huyum yoktur ama o gün kaç adım attığımı bile hatırlıyorum.

Buluşacağımız yere vardığımda içerde birkaç kişi vardı, yüzlerini hatırlayamıyorum. Aklımda sadece senin yüzünü görme heyecanı olduğu için olsa gerek hepsinin yüzü şuan çok bulanık.

Seni beklerken birkaç çay daha içtim, sakindim.

Ta ki seni o kapıda görene kadar.

Yerimden kalktığımda üzerimde ceket varmışçasına önümü iliklemek için ellerimi karnıma doğru götürdüm. Çok gülmüştün sonraları, ama hoşuna da gitmişti hani…

“Hoşgeldin” dediğimde sesimin nerelere gittiğini şuan hatırlamıyorum ama çok uzaklarda bir yer olduğu kesin.

Sabahtan beri kendinden emin, sakin o küçük adam gitmiş yerine elleriyle ne yapacağını bilemeyen biri gelmişti. O an fazlalık gibiydi ellerim, sesim, benliğim…

“Nasılsın?” dediğinde keşke “Nasılsınız?” deseydim diyen bakışlarını görmemle biraz rahatlamam bir olmuştu. Hah dedim o da benim gibi saçmalamaya gelmiş diyordum ki sigaramı düşürdüm. Gülmemek için kendini tutmaya çalışman hayatımda gördüğüm en güzel kahkahalardan bile güzeldi.

Sonra ondan bundan konuşmaya başladık. Konuştukça açıldık, rahatladık. Sonraları gelecek sessizlikleri umursamayacağımızı da orada anlamıştım. Ne de olsa sen o kişiydin. Seninle sessizlik bile en büyük eğlencelerden bile güzel olacaktı. Oldu da, olmaya da devam ediyor.

Biraz zaman geçtikten sonra sen kalkmaya karar verdin. Son vedalaşmamız olmadığını anlamam da çok kısa sürmüştü.

Bana “Görüşürüz.” dediğinde sana “Biliyorum daha çok görüşeceğiz.” demek istemiştim ama sadece başımı sallayabilmiştim. Ardından da “Görüşürüz.” diye kekeledim.

Gidişini izlerken aklımdan geçen düşüncelerin hepsi şuan hala net bir şekilde bende saklı.

***

O gün hiç bitmedi, hiç akşam olmadı ve o gecenin sabahına hala her gün uyanıyorum.

İnsanların bulmak için yıllarca peşinden koşup durduğu o gün, beni sadece on dokuz yaşımdan gün almama iki ay kala yakalamıştı. Aynen seni on dokuz yaşına iki ay kala yakaladığı gibi…

O günkü tutulmayı hangi ay ve güneş yapabilir ki?

Hangi tutulma bu kadar uzun sürebilir ki?

Hangi tutulma sonsuza dek sürebilir ki?

***

Yedi sene önce o gün sabah çok erken saatlerde uyandım.

Meğer sana uyanmışım.

Hayat arkadaşıma, beni aşkıyla saracak o güzel aydınlığa…

pixel Tutulma Üzerine

Bu konuda senin fikirlerin neler?