
Onun için hayat serüveni çok küçük yaşlarda başladı. İlk önce babasını kaybetmenin nasıl bir şey olduğunu gördü, ardından annesi yalnızlığa verdi onu… Kimsesi kalmamıştı yanında. Ne yapacağını, nereye gideceğini hatta nasıl hayatta kalacığını bile anlayamıyordu ve yaşı sadece onikiydi. Hayatını ikame ettirmek için eline bir fırsat geçmesini beklemeye karar verdi. Uzunca bir süre, kaldığı yurt ve okul arasında gidip gelmeleri devam etti. Her gece uykuya dalmaya çalışırken hayal kurmayı öğrendi, zamanla hayallerinin tutsağı olmaya başlamıştı ki bu onun gibi yalnız kalmış, kendini korumak için yine kendisinden başkası olmayan biri için çok tehlikeliydi. En azından o öyle düşündüğünü, çoğu küçük konuşmada belirtmişti.
Beklemeye devam ediyor, yıllar geçip giderken kocaman bir delikanlı haline geliyordu. Elinde bir lise diploması ile üniversite yolcuğuna atılmak için çok çalışmıştı. Hakkettiği yeri kazanamasa da İstanbul Üniversitesi İşletme bölümüne girmeyi başarmış ve hatta bir iş bile bulmuştu. Ahım şahım bir iş değildi belki ama geçinmesine yetecek kadar para kazanabiliyordu. Bu sayede hem okul giderlerini hem de günlük harcamalarını kontrol edebiliyordu. Bunca imkansızlık içinde; küçücük bir köyden İstanbul gibi büyük bir yere gelmekle kalmamış aynı zamanda prestijli bir okulda eğitimine devam ediyordu. Fakat hala anlamsızca beklemeye devam ediyor ve bu başarılarını gölgede bırakmayı bir türlü beceremiyordu.
Hayata gözlerini açtığı yer olan Kadıköy, Fırat üzerindeki Karakaya barajı kenarında olan Elazığ’ın Baskil ilçesine bağlı bir köydü. Orada geçirdiği 12 yılın güzelliğini hiç bir zaman unutamazdı. Unutmuyordu da… Her zaman babası gibi iyi bir çiftçi olup kaysı yetiştirmeyi istiyordu. Kadıköy’de yetişen kaysıların yörenin neden en iyi kaysıları olduğunu da araştırmıştı ve bu işi çok iyi yapabileceğini olan inancı günden güne artmaktaydı. Fakat İstanbul gibi bir yere gelip tekrar oralara dönmek şimdilerde ona çok zor gelmeye başlamıştı.
Ne yapacağına karar vermeye çalışıyor ama bir türlü istediği şekilde sonuçlanacak yolu bulmıyordu. Köyün meydanından çıkıp arkadaşlarıyla beraber oynadıkları oyunlar aklına geliyordu zaman zaman… Fırat’ı ilk gördüğünde onun büyüklüğü karşısında nasıl şaşkınlığa düştüğünü anımsıyordu. Sonraları babasının küçük not defterlerine yazdığı ilginç yazılardan görmüştü ki Fırat Nehri’nin ailesi için anlamı çok büyüktü. Yazıların hepsi okunaklı değildi, babası kendi kendine yazmayı öğrenmişti fakat harflerin bazıları Türkçe’de bile yoktu. Nasıl olupta böyle bir yazı dilini öğrenmişti? Nereden öğrenebilirdi ki? Merak ettiği sorular yüzünden başına ağrılar girmeye başlayınca doktora gitmeye karar verdi ve o zaman öğrenmişti babası gibi genç yaşta ölme ihtimali olduğunu… Beklemenin bir anlamı olmadığını da öğretmişti hayat ona…
Frontal lobda iyi huylu bir tümörün tespit edilmesi ile ilk günlerde dünya başına yıkılmıştı. Yaşı daha 24′ü yeni bulmuş ve hayatının geri kalan günleri ile ilgili planlara yeni başlamıştı. Okulu bitirmesine bir kaç ay kala böylesi bir tanının koyulması onu çok yaralamış olmasına rağmen yılmamaya karar verdi. Kendi kendine verdiği sözü tutacağı bir yol arıyor, gece gündüz demeden başarması için gerekli kaynak ve yollar bulmaya çalışıyordu. Planının ilk basamağında tümörünün olmadığını hayal ederek başladı. Düşünce yapısının gelişmesi için gelecekle ilgili hayallere dalıyor, kendini kurmuş olduğu büyük çiftliğinde hayal ediyordu. Kaysı ağaçları arasından ona doğru koşarak gelen çocuklarını, elinde rengarenk çiçekler ile gülümseyen karısını, huzuru, özgürlüğü, hayatın her nefeste ciğerlerine işleyen güzelliğini hissetmeye çalışıyordu.
Tanının koyulmasından tam bir sene sonra beyninde oluşan yabancıya elveda demeyi başardı. Artık hayallerini gerçekleştirme vakti gelmişti. Planının ikinci basamağı olan ziraat alanında yüksek lisans derecesini alacaktı. 3 senelik maratonun ardından kendi çiftliğini kurmak için doğduğu topraklara dönecekti. Üçüncü aşamaya geldiğinde ise aile kurmak vardı aklında. Her şey yerli yerine oturduğu zaman hayallerinde ki aileye kavuşmayı planlıyordu. Ardından da Fırat’ın gizemini çözecekti ki her şeyin başlayıp bittiği yer olan Kadıköy’de sırlarını ailesine aktarabilecekti. Hayallerine odaklanmaya devam ediyor bir yandan da ziraat eğitimini tamamlamak için dirsek çürütüyordu.
2006 yılının Nisan ayında ailesini kurabileceğini düşündüğü o güzel kadınla tanışma fırsatını bulduğu gün, elleri titremiş, gözleri hiçbir şeyi göremez olmuştu. Bir bakış aralarında ki bağı kuvvetlendirmeye yetmişti. Bir bakış onları bir araya getirmişti. Elinde rengarenk çiçekler ile hayal ettiği, rüyalarında onunla dans eden kırmızı deri ceketli güzel kız artık yanı başında bir ömür onunla olacaktı. Bunu ismi kadar çok iyi biliyordu; çünkü ona olan sevgisini tarif etmek için ne zaman kalemi eline alsa, ellerinden kalbine giden ağrıların tarifsiz olduğunu görüyor ve sonsuzluğun tarifini yapmayı beceremeyeceğini anlıyordu.
Yılların geçtiğini anlamayacak kadar aşık olmuştu sonunda… Evlendiler, çocukları oldu, hayallerini birleştirip güzel bir yuva kurdular. Her şey istedikleri gibi gidiyordu. Başladıkları gün hiçbir şeye sahip olmayan bu iki insanın şuan mutlu olmaya yetecek her şeyleri vardı.
Bunca sene istediklerini yapmanın gururu ile hayaller kurduktan sonra elde ettikleri ile sonsuzluğu hissetmeyi de başarmışlardı. Birbirlerine bakarken hissettikleri buydu işte, sonsuzluk… Eksik bir şey yoktu artık…
Sadece babasının ona bıraktığı o küçük not kağıtlarından çözmesi gereken küçücük bir gizem dışında…
Asıl hikayesi de burada başladı Mehmet’in…
Asıl gerçekliği de burada bitti!


















{ 3 comments… read them below or add one }
Hımm Mehmet ! O halde evlendi, şimdi not gelecek ve hikaye devam edecek. Sonsuzluk hissinin kişi tarafından hissedilmesine yönelik değişik bir bakış açısı. Yani bunu hissetmek, bu duyguyu insanca anlayabilmek cidden zor, aşk ve sonsuzluk? Bu düşündürücü, farklı bir bakış açısı ile gelişmiş hayata bağlanışı Mehmet'in. Fakat herşeyden önce çok serbest ve yalın bir dil kullanılmış. Keyifli, sürükleyici ve rahat diliniz için teşekkür ederiz.
Ben teşekkür ederim :) Bakalım bundan sonra, Mehmet'in hayatında neler olacak… Ben de tam olarak emin değilim, gelişimi merakla bekliyorum. :)
:) O da güzel, bilirim o hallerinizi ;)