Yaptıklarımız Üzerine…

by Y.Ercan Payidar on 30/04/2010

in Yazılar ve Makaleler

Yaptıklarımız Üzerine…

Yaptıklarımızın ne kadarı biziz? Hangi parçasında tam anlamıyla kendimizi yansıtıyoruz?

Bugün cevabını aradığım iki soru…

Hayatın anlamadığımız yönlerinde hep köşeye sıkışmış hissederiz. Normaldir ki insanın düşünce yapısı gereği köşeye sıkışınca da kaçış yolları ararız.

Bu cümleyi yazarken aklıma gelen bir örnek; bir boksörün ringde yediği darbeler yüzünden kendi köşesine kadar çekilip, defans pozisyonunda olduğunu hayal edin. İşte o boksör bir an evvel o köşeden kaçmak ister ama aldığı darbeler yüzünden bir türlü kaçamaz. Zilin sesini duyduğu anda kurtulduğunu düşünür ama bir round daha ardından bir round daha ve bu böyle sürer gider ta ki nakavt olana kadar.

Peki eğitimini iyi almış, kendine iyi bakmış bir boksör hiç o duruma düşer mi?

Şimdi de yenilen boksörü köşeye sıkıştıran galip boksörü düşünün, o galibiyet anlarına kadar neler yapmış olabilir? Bence şampiyon olan boksörümüz daha o ringe çıkmadan galibiyeti kafasında binlerce kez yaşamıştır ve hayatını o şampiyonluk için neler yapılması gerektiği ile doldurmuştur. Aslında ringe çıkıp kazanmasına bile gerek yoktur ama resmi sonuç için ufak bir teferruatı halletmek için oradadır.

Demek istediğim, yaptıklarımızın ne kadarı olmak istediğimize biz karar veririz. Bu kararları ise bilinçaltımızın isteğine göre yaparız. Bilinçaltımızı kontrol etmek için şampiyon boksörümüzün de yaptığı gibi galibiyet anlarını her an içimizde yaşamamız gerekir. Hayatımızda yapacağımız ufak değişiklikler ile alışkanlıklar yaratıp, başarının ve başarısızlığın hayat biçimi olmasına kendimiz sebep oluruz. İşte o zaman yaptıklarımızın ne kadarına hükmettiğimizi anlayabiliriz.

Kendimizi hangi parçasında yansıtmak istiyorsak, o kısımları değiştirebiliriz. Hangi parçadan nefret ediyorsak, hayatımızdan öteye fırlatabiliriz.

Evet biz insanlar istediğimiz her şeyi yapabiliriz ve bunu da kendimizi küçük parçalar halinde değiştirerek yapabiliriz.

Kaizen felsefesi daha çok firmalar için kullanılan bir yöntemdir ama ben insana uyarlamaya çalıştım.

Kaizen felsefesinin temel prensipleri şunlardır:

  1. Sorunu kabul edin.
  2. Çok para gerektirmeyen projeleri seçin. (Değişime kendinizden başlayın, çünkü bedava.)
  3. Önce “bizim” problemlerimize bakın “Onlarınkine” değil,
  4. Tek ölçü ekonomik çıkar olmamalıdır. (Çıkarlarınızı iyi hesaplayın.)
  5. Önceliği saptayın. Projeyi kalite, maliyet, dağıtım vs. ilkelerine daya olarak yürütün. (Hayat kaliteniz, bu kaliteyi sürdürülebilir kılmak için maliyet ve güzelliklerin sevdikleriniz ile paylaşımı.)
  6. Planla, yap, kontrol et, harekete geç (PDCA) çevrimin izleyin.
  7. Doğru çözüm araçlarını kullanın.

Kaizen’in sorunlara yaklaşımı “Hoş Geldiniz Problemler” şeklindedir. Çünkü;

  • Sorun olmayan yerde gelişme de olamaz.
  • Sorunlar, büyük kısmı su altında kalmış potansiyel sorunların su yüzene çıkan kısımlarıdır, su yüksekliği azaldıkça daha çok görünür hale gelirler.

Görüyorsunuz işte bu dünyada her şey insan için… Sizde kendinize bir yol bulabilirsiniz, biraz araştırma ile hayatlarınıza istediğiniz her şeyi çekebilirsiniz. Yeter ki birazcık kendinize değer verin yeter ki birazcık geleceğinize sahip çıkın. Yapmanız gerekenleri yapmak zorunda olmak yerine yapmayı sevdiklerinizi yapmaya başlayın. Hayal kurun, gerçekleri görün.

Gönlüm, aranıp dünleri feryat etme,

Kam almak için yarınlar icat etme.

Dünler düş olup gitti, yarınlarsa hayal.

Cahilce şu gerçek günü berbat etme.

Ömer Hayyam

* Kam almak; umduğunu ve istediğini elde etmek, dilediği biçimde zevk almak, keyfini çıkarmak.

pixel Yaptıklarımız Üzerine...

Leave a Comment