Zamana Hapsolmuş Yolcu

by Batuhan İ. on 02/03/2010

in Yazılar ve Makaleler

Zamana Hapsolmuş Yolcu

Zaman denince ilk aklıma gelen sanırım kol saatim ya da cep telefonumun şu gösterişli ekranı oluyor. Hâlbuki bu beş harfli kelime öyle karışık bir şey ki ne söylendiği gibi kolay ne de saatimize bakmak kadar kolay anlaşılır bir kavram. Bilim dünyasının tam anlamıyla çözemediği zaman, insanoğlunu kendi sınırları içerisine hapsetmiş bir kavram sanki.

Zamanın var olduğundan beri… Şeklinde başlayan bir cümle ne kadar da iddialı görünüyor öyle değil mi? Daha bir cümle bile kuramamışken sadece zamanının başlangıcını dahi sorgulamak insanın aklını başından alacak kadar derinleştiriyor olayı. Sahiden bu zaman ne zaman başladı? Sanki polar poları çözermiş gibi oldu öyle değil mi… Kimi bilim adamları zamanı dördüncü boyut olarak ele alırken kimi düşünürlerde zamanı bir önsel bilgi olarak değerlendiriyor. Gerçektende zaman elle tutulamayan, tadılamayan, dokunulamayan ve hatta işitilemeyen bir kavram. Albert Einstein ise bizlere teorileri ile zamanın göreceliliği hakkında bir takım bilgiler sunuyor. Peki, zaman biz insanların ne işine yarıyor, bize nasıl etkilerde bulunuyor. Bu soruları sorup düşünmeye başladığımızda bile belli bir zaman geçmiş durumda. Sanki gerçekleştirdiğimiz zihinsel ve bedensel aktivitelerin bir nevi düzenlemesini ve ayarlamasını yapıyor gibi zaman.

Bu düzenlemenin nasıl yapıldığını biraz anlamak için zamanın olmadığını hayal etmeye çalışalım mesela. Zaman denen bir şey yok, yani bir olayın başlangıcını ve sonunu tam olarak kestiremiyoruz, çünkü zaman yok. Öte yandan etrafımızdaki her şeye zaman üstü bir yerden bakma becerisini elde ediyoruz yani hiçbir şeyin sonucu hakkında merakımız kalmayacak. Çünkü zaman yok ve sonucu direk görebiliyoruz, her şey anlık ve ölçülemez bir kargaşaya bürünüyor adeta. Böyle bir durumda sanırım neyi nasıl yaptığımızın da bir önemi yok, gelişmenin de bir önemi yok çünkü her şey tam o anda var oluyor ve sonlanıp sonlanmadığına ilişkin bir fikrimiz yok, zaman yoksa olamaz da!

Bir film izlemek, bir eser çalmak, bir araştırma yapmak, bir kadınla sevişmek, bir erkekle sevişmek, araba kullanmak, bir fotoğraf çekmek, bir çocuğu sevmek, yürüyüşe çıkmak, şarap içmek, aşık olmak vb şeyler… Artık her şey insanoğlu için anlamsız. Zaman yok ve algılarımız sadece o an için varlar. Ölmenin dahi bir zamanı yok, her şey o anda. Ne kadarda karmaşık ve anlamsızlaşıyor değil mi her şey? Zaman iyi ki de var… Ama insanoğlu her bakımdan zamana hapsolmuş bir yolcu hayat denen bu yolda.

ipekten mor bir fular takardı boynuna, bembeyaz boynuna,

zamandı bizi bir araya getiren,

karagüllerden simsiyah saçları, ihanet kokardı

ve zamandı bizi ayıran.

pixel Zamana Hapsolmuş Yolcu

Leave a Comment