Sabah Kırıntıları

by Batuhan İ. on 02/03/2010

in Yazılar ve Makaleler

Sabah Kırıntıları

Dora 150x150 Sabah KırıntılarıGeniş zamanlar isterim

Gülüşüne, ellerine ve gözlerine…

Kıpırdamayan saatlerde, gamzende kaybolmak isterim.

Sen öyle geldin ki bana mor, öyle güzel baktı ki gözlerin… Ben toprağa döndüm, ben ışığa döndüm.  Daha küçükken banyonun küvetinde sularla oynayan çocuk oldum yeniden. Serptim suları havaya, yüzlerce damla değdi… Mordan damlalar değdi yüzüme… Ve güldüm, senin yüzüme her deyişinde…

Tüm duvarlarım neşeyle boyandı… Neşeyle boyandı renginle.

Her deyişinde, her parçanla istedim seni. Gamzelerini, heyecanını, iç çekişlerini, nefretlerini, dudaklarını, hayallerini, ellerini, üzüntülerini, aşırılıklarını, utangaçlıklarını, en salaklığını, en akıllı hallerini, kokunu, korkularını, neşelerini, tenini… E seni her şeyinle istedim, seni saymadıklarımdan daha bile çok istedim…

Yo yo benim ol istemedim… Sen dur öylece ben de yanında olayım, sen kendin ol ben de yanında istedim.

Sen mum ol bende o pervane olayım istedim… Aşkından ölen pervane gibi hem de öleceğimi bilerek yanında olmak istedim.

Sevmek ne ki be karçiçeği, zaman aksa birleşsek, bir olsak ama aynı bir olmasak istedim… Yaşlansak böyle baka baka; bana, sana, bize istedim.

Gülmek istedim seninle ve bütün of çekmelerine şöyle geniş kucaklar açmak istedim. Seninle uğraşmak istedim, kavgalar etmek istedim acılı tatlarda… Limonsu, tatlımsı olsun istedim.

Sevişmek istedim, soluk soluğa, çığlıklarla, utanmadan…

Uyku istedim kokunla, sabah öpünce perdelerimizi seni izlemek istedim…

Sen nefes alsan öylece, göğsün inip kalksa, saysam kalp atışlarını, saysam soluk alış verişlerini… Öylece sabahın zamanında mutluluk dolsam bahar gibi… Mutluluk dolsam yarım kalan yaz gecesi uykuları gibi… Serpilse ya öylece mutluluklar!

Çekik gözlerinin hayalindeyim tam da şimdi… İstiyorum ki dursun kol saatim.  Ya da aksın yapış yapış avuçlarımdan Dali’nin tabloları gibi…

Sen dur be karçiçeği, sen dur öylece ben döneyim etrafında…

Karçiçeğisin sen, bornozun beyaz mı bilmem ama karçiçeğisin sen,

Hani kardan kafasını kaldırır ya böyle…

Karakterli çiçektir ha!

Karı delip çıkan çiçektir.

Öyle çiçek deyip geçme sen

Hem nergis gibi olmasa da hikâyesi,

Kaldıramaz öyle her çiçek kafasını.

Hem yaşamak ister o, istemez nergis gibi ayrılık olsun

O beyazların arasında, fışkırır

Renklerini salar dışarı… mor mor, salkım salkım.

Üşümez o, soğuk sular içer karlardan

E pek narindir ama duruşu,

Hani öle paldur küldür, güçlü olduğuna bakma sen

Zarafet doludur, uyanır uyur, etrafı soğuk olur…

Bazen böyle, denize bakan bir yerdedir,

Hani paşaların konakları vardır ya tepelerde,

Şöyle bi ahaliyi görsün diye, koyarlar tam tepeye…

Hah işte öyle bir yerde açmışsın sen…

Sen suyun altında, karın bağrında

Sen karda ben kar çiçeğinde

Sen bende, ben sende kar çiçeği

Öyle ya karçiçeğimsin sen benim, sen bilmesen de…

Ve ben

Geniş zamanlar isterim

Gülüşüne, ellerine ve gözlerine…

Kıpırdamayan saatlerde, gamzende kaybolmak isterim.

pixel Sabah Kırıntıları

Leave a Comment